Bir süre sonra bir eli tutmakla bir ruhu

zincirlemek arasındaki ince farkı ögrenirsin,


Ve aşkın yaşlanmak, birlikte olmanın da güvende olmak anlamına gelmediğini de öğrenirsin,


Ve öpücüklerin sözleşme, hediyelerin de vaat olmadığını öğrenmeye başlarsın,


Ve yenilgileri başın dik ve gözlerin açık karşılamaya başlarsın, bir çocuğun üzüntüsü ile degil, bir yetişkinin zerafeti ile,


Ve her şeyi bugünü düşünerek yapmayı da öğrenirsin çünkü yarınla ilgili her şey belirsizdir. Ve geleceklerin uçuşun ortasında düşme gibi huyları vardır.


Bir süre sonra güneş ışığının yakıcı olduğunu öğrenirsin, eğer fazla maruz kalırsan.


Bu yüzden, baska birisinin sana çiçek getirmesini beklemeden kendi bahçeni yarat ve kendi ruhunu kendin süsle.


Ve göreceksin ki dayanıklısın…


Ve kuvvetlisin,


Ve değerlisin.


Veronica A.Shoffstall

“Bir çağın sonunda hayatta kalan şey, sanattır.”

Le livre d’image

“şimdi tılsım,

ve ardından iksir.

eksil masumiyetinden ki

en büyük günah var olmaktır,

eksilll, yok olana değin eksill.

zaten,

silueti gölge, sureti umacı

gardıropta beslediğim cin çocuk büyüdü

-korku, fizik-üstüdür

yer çekimini çokça hissetmedim

ruhumun köprülerinden

külden atlar yürüdü

tanrım, şüphesiz cesurum;

kaybedecek bir senim kaldı

kaldırımdaki serum

düşlerime uzandı.

uyandım, bin bir uyanmışlıktan

yılmış asırlar astım

astarı küskün ceketimin yanına

kaçtım kutsanmıştan

ve dahi susamıştan

üstelik aştan

ve savaştan,

bu gezegenden

bu aptal telaştan

çekiçlerin gölgesinden

putların alacakaranlığından

uyandım bin kabustan

tam bin bir uyanmışlıktan.

fakat,

bu son düş

bu mühendislik harikası düşüş

-ki ben uyumadan önce küçük bir çocuktum-

beni bir gecede

en az bin yıl büyütmüş.”

-Tuğberk Hasan Sev