(via leylitenha)
Bir süre sonra bir eli tutmakla bir ruhu
zincirlemek arasındaki ince farkı ögrenirsin,
Ve aşkın yaşlanmak, birlikte olmanın da güvende olmak anlamına gelmediğini de öğrenirsin,
Ve öpücüklerin sözleşme, hediyelerin de vaat olmadığını öğrenmeye başlarsın,
Ve yenilgileri başın dik ve gözlerin açık karşılamaya başlarsın, bir çocuğun üzüntüsü ile degil, bir yetişkinin zerafeti ile,
Ve her şeyi bugünü düşünerek yapmayı da öğrenirsin çünkü yarınla ilgili her şey belirsizdir. Ve geleceklerin uçuşun ortasında düşme gibi huyları vardır.
Bir süre sonra güneş ışığının yakıcı olduğunu öğrenirsin, eğer fazla maruz kalırsan.
Bu yüzden, baska birisinin sana çiçek getirmesini beklemeden kendi bahçeni yarat ve kendi ruhunu kendin süsle.
Ve göreceksin ki dayanıklısın…
Ve kuvvetlisin,
Ve değerlisin.
“şimdi tılsım,
ve ardından iksir.
eksil masumiyetinden ki
en büyük günah var olmaktır,
eksilll, yok olana değin eksill.
zaten,
silueti gölge, sureti umacı
gardıropta beslediğim cin çocuk büyüdü
-korku, fizik-üstüdür
yer çekimini çokça hissetmedim
ruhumun köprülerinden
külden atlar yürüdü
tanrım, şüphesiz cesurum;
kaybedecek bir senim kaldı
kaldırımdaki serum
düşlerime uzandı.
uyandım, bin bir uyanmışlıktan
yılmış asırlar astım
astarı küskün ceketimin yanına
kaçtım kutsanmıştan
ve dahi susamıştan
üstelik aştan
ve savaştan,
bu gezegenden
bu aptal telaştan
çekiçlerin gölgesinden
putların alacakaranlığından
uyandım bin kabustan
tam bin bir uyanmışlıktan.
fakat,
bu son düş
bu mühendislik harikası düşüş
-ki ben uyumadan önce küçük bir çocuktum-
beni bir gecede
en az bin yıl büyütmüş.”
-Tuğberk Hasan Sev